Oturup tüm filmleri yeni baştan izlerdim ama onlara da bulaştırmışsın anıları. Bunun böyle olacağını biliyordum diyip kendimi avutmak isterdim. Kendimi salak yerine koymak ve avunmak; beceremem bunu. Ama biliyordum. En çok bana yakıştığını ve benden ayrılmayı göze alamayacak bir sevgili kadar bana sadık kalacağını yalnızlığın. Geçen zaman içerisinde bu kimin hatırasıydı, kim anlatmıştı bunu diye karıştırdığında aklının çekmece diplerini, beni anımsayamayacağını. Biliyordum.
Neyi bilmiyor olabilirim ki?
Ya da neyi biliyorum ki, doğru, net, kusursuzca?
Yeterince içseydim düzelebilirdi belki.
Yeterince ağlasaydım düzelebilirdi belki.
Yeterince evet ve yeterince hayır deseydim,
Daha az sigara,
Daha çok uyku,
Yerli yerinde gülüş!
Belki…
Neyi bilmiyor olabilirim ki?
Cümlelerimin sonuna yakışmaz ünlem. Yüksek sesle konuştuğum nadir anlar vardır. Sinirliyimdir. Canımı çok yakmışlardır, sevdiğim birinin canını çok yakmışlardır. Ölmek ve öldürmek adına tek bir şüphem bile kalmamıştır.
Düşündüm de ne sakin bir insandım ben, günlerinin hepsi birbirinden farklı; uykuları tıpkısının aynısı geçen. Ezberlenmiş kâbuslardan sızan salyalarla beslenen hayallerim vardı. Masumiyet de pislik de bana çok yakışırdı.
Beni birkaç gün daha sevseydiniz, çok değil istediğim. Bugün için en azından, beni sevseydiniz? Hiç mi? Peki…
Yalan bunlar. Korkuyla karışık, sonuna adım adım ilerleyen bencilliğin sütten kesilmemiş yavruları olan yalanlar bunlar. Geceleri kulaklarımı kızartan, tabanlarımı yakan, sırtımı kaşındıran yalanlar bunlar. Al şişeyi, kır, kes boğazını! Nasıl da tahrik ediyor insanı. Uyma ona ya da. Evet, uyma ona hişşşşş… Cısssss, çok ayıp. Bak orada bir fotoğraf albümü var, al onu ve otur yanıma. Burada 16 yaşımdaydım, baksana ne sevimliyim. Saçlarım kıvır kıvır, omuzlarımdan dökülmüş göğüslerimin altına kadar. Baksana ne habersizim. İnanma sen onlara. Sevgisizliğim, seviyesizliğim… Yalan bunlar!
Oturdum senden kalan ne var ne yoksa çamaşır suyuna bastım kalp leğenimde. Biraz içim parçalandı, gerekenden fazla kanadım. Ama arıttım yaşanmışlıkları, arındım. Oturup tüm filmleri yeni baştan izlerdim, eğer unutabilseydim. Seni ve senden geriye kalan gölgeleri.