GECE YOLCULUKLARI VE PENCERE KENARI

Bir gün birine seni seviyorum dersem!

Ya da,

Bir gün birine ben de seni seviyorum dersem?

 Tüm bu erişilmezliğinle mi sevgilim diyorum, beni seviyorsun? Elbette oluyor cevabın. Elbette diyorum ben de içerilerimden bir yerlerden. Elbette, ne de olsa bu bir rüya… Yoksa yüzünü kim görmüş? Başkalarının sevmekte zorlanacağı uzuvlarına kim dokunmuş?

Saçımı maviye boyadım diyorum, bak hadi.

Bu benim sevdiğim mavi değil ki diyorsun.

 Mevsimler bile değişirken izin alıyor senden. Ne de büyüksün. Falıma yansıyan bir geçmişimiz var seninle. Unutamıyormuşum, ne büyük yalan. Kısmetliymişim diyorlar. Oysa kimi sevmeye yeltensem uzağıma düşüyor. Düşündüm, beceremeyeceğim şeylerin farkındayım artık. Birine sevgili olmak gibi misal. Birine ne çok seviyorum seni diyebilecek olmak gibi. Ağzımdan çıkan her söz, gözümden akan her yaş yalan. Bu hale nasıl gelebildim? Sevinçsiz, öfkesiz, tepkisizim. Kırık kemiklerim bile acımıyor artık.

 Kaçışı olmayan yollara sürükleniyorum. Evini sırtlayan her çirkin hayvan benim sanki. Kelebek olmak istesem diyorum, ola ola güve olurum. Lanetim büyük, lanetim doğuştan. Kendime bile iyi gelemiyorum. Kimlerin parmak izi bu benler, kollarımda, gerdanımda? Yıkadıkça yeşeren saçlarına dokunabilirsin artık diyorum. Artık hayır dediğim her şeye evet, sonsuzca. Kafan öne eğik, düşünüyormuşsun. Bir başkası olmasın gördüğünüz diyorum. Fal bu diyorlar, bu işi en iyi ben bilirmişim. Malum hastalıklı beynim bile aile yadigârı. Doğru, ben bilirim en iyi.

 Merhaba ailemizin ayakları üzerinde durabilen ve yapayalnız kadınları. Bir itiraftır bu, öyle bilin. Birilerini sevebilmeyi denedim, beceremedim. Hiç ders almayan bencilliğimi de affedin. Hanginize ait olduğunu bilmediğim bir bebeğin gözlerine baktım, ne büyük gereksizlik çoluk çocuk. Oturduk karşılıklı parmak emdik. Bu kadeh senin şerefine emmioğlu dedim. Ne demekse emmioğlu, bacanak, kayınço filan hiç bilmeden. Kimdi beni seven, canım yanmasın isteyen… Bunu bile hiç bilmeden. Nereden sevdim o adamları hiç bilemeden… Mevsimler bile değişirken izin alıyor senden.

Uzun yollar, kısa günler.

Bir daha aynı barda aynı dostlarla içmeyecek olmanın burukluğu.

Sonbaharın sonsuz tonu.

Sonsuz ağaç, sonsuz kuş, sonsuz güneş.

Anlamsız rüyalar bulutu.

Tutuk boyunla uyanma sorunu.

Öldüğüne hiç üzülmeyen, sadece neden öldüğünü merak eden bir ben.

Bir gün birine seni seviyorum dersem!

Ya da,

Bir gün birine ben de seni seviyorum dersem?

Saçımı maviye boyadım diyorum, bak hadi.

Hem benim atımın da saçları mavi.