Sen pavyonlarımın assolistisin.
( Konsomasyona çıkmaz ki taşra delileri.)
Yol kenarında biriken çamurlu sular benim gözyaşlarımdı.
( Sen yine durmaksızın benden kaçıyorsun üzerine sıçramayayım diye.)
Bir perşembe gelecek ve sen bana döneceksin
( Hiçbir günün özel bir anlamı yok oysa bizim için.)
Hatıralarım gerçekliğini yitiriyor.
( Sanki altı parmaklı bir aşk tanrısıydın.)
Bu filmleri birlikte izlemiştik, ben ağlanacak yerde ağlamıştım.
( Senin yanında hiç sarhoş olmamamın gururunu bir madalya gibi taşıyorum.)
Belediye anonsları kulaklarımı tırmalıyor, kalbim zarsız ve zararsız.
( Yeni bir okul açılmış, kapısından hiç geçmeyeceğimiz.)
Sadist çocuğun tekiydin camıma kan atan.
( Kantopunun içine morarmış gözaltlarını gizlerdin.)
Peygamberine ihanet eden ilk hainimsin.
( Beni unutman pek de önemli değil cemaat arasında.)
Sonbaharda söner kandilleri ölülerin.
( Mezar taşlarımız çok uzaklarda ve ruhumuza mastika.)
Melek de olabilirdim cinnet geçirmek yerine.
( Kavga sonrası sevişmelerimiz de olmadı hiç.)
Balıkların solungaçları ne kadar da kırmızı.
( Nefreti soğumamış, öleli çok olmamıştır.)
Bir kumbarası daha kırıldı çocukluğumun.
( Tedavülden kalkmış tüm belkilerim.)
Elma dişler gibi dişliyorum dişlerini.
( Portatif sevdiğimsin delik kalbime sığdırabildiğim.)
Hangi şehre gitsem oranın yerlisiyim.
( Kimse bana neden diye sormuyor hüzünlendiğimde.)
O şehri benden başkası sevemezdi.
( Yitirdiğinde hatıralarını sen de anlayacaksın.)
Seni benden başkası sevemezdi.
( Bunu benden kurtulduğun bir kürtaj sonrası algılayacaksın. )
Bir cımbızın kalmış çantamın derinliklerinde.
( En dikenli kaktüsüsün kâbuslarımın.)
Geri veremem, paylaşamam da bırakmak zorunda kaldıklarımı.
( Mutfağa sessizce gelme, tüm bardaklar ziyan olur.)
Keşke daha çok fotoğrafımız olsaydı.
( Sen sevmeyi bile ertelemiştin oysa beni.)
Düşünmekten ve düşünmemekten zaman bulamıyorduk yaşamaya.
( Aynı kadroyu yeniden toplasalar bir daha varım.)
Sen vardın ben vardım bir de diğer insanlar vardı.
( Benim cennetim çok tozlu ve kırık fayanslıydı.)