MANTAR BİRİKTİRİYORUM, SANA YİNE TREN YAPACAĞIM

En çok ben üzüldüm ama ilan edilmiş bir husumetimiz yoktu.

( Bir aşkın ispatı değildir yalan yanlış gözyaşları.)

 

En berrak günlerimde iç karartan apartman boşluklarını anar yaralanırdım.

( En büyük düş kırıklığısın boşa geçmiş zamanlarımın.)

 

Ben bu fotoğrafa geçmiş zaman yalanları adını taktım.

( Sen olsan ne gençmişim ve de yakışıklı derdin.)

 

Asansörleri kesilir bindiğim tüm elektriklerin.

( Ters giden bir şeyler var hayatımda.)

 

Bir başka yanık saça dokunamayacak artık ellerin.

( Korkma, henüz ölmedim; ölemeyeceğim.)

 

Öğürürsün dumanlarında sevişmeler sonrası sigaraların.

( Hassas değildi kalbin miden kadar.)

 

Elinde çiçeklerle Rapunzel kuleme tırman.

( Nefes darlığıdır tüm kavuşmaların bedeli.)

 

Zamansız çalan telefonların hep bir aldatma belirtisi.

( Beni yorardı umursamazlığın kaç kadın ağlattın?)

 

Kapkaça uğrayan kız çocuğu gibi kalbim.

( Diz kapaklarımın parçalanması değil çorabımın kaçması önemsediğim.)

 

Gördüğümde seni, asfalt kucaklayacak beni.

( Düşmemem için tutardın, uçmayı beceremedim ki.)

 

Aynı rüzgarda ellerimiz üşüyor, ısıtamayız birbirimizi.

( Uzak artık bana sırtıma batan göğüs kılların ve çıplak kalamayışların.)

 

Sen duvar dibine kıvrıl hatıralarımızın.

( En çok ben düşündüm, en çok sen üşüdün.)

 

Beni bir başkası özlüyor, üzülmüyor musun hiç?

( Bilmem farkında mısın, uzun zaman oldu görüşmeyeli.)

 

Elbette yazacağım, çekip gitmedin mi sanki?

( Bu sefer geri dönüşü yok demek bana düştü.)

 

Hepimiz üzüldük, denize bakmazdı pencereleri evlerimizin.

( Tren var aramızdan geçen, uzun ve paslı bir tren.)

 

Yarım saatte bir mola veren top keksiz bir otobüs gibisin.

( Ne bırakıp gidebiliyorum ne rahat edebiliyorum.)

 

Beni sevdiğini -yarım yamalak- duymayı özledim.

( Yazıların söz veriyordu, kahramanı değilmişsin hikâyelerinin.)