Ben şehrin payıma düşen duvarlarına, talan bir bahçeden bakıyorum.
( Arkanı dön ve kaç, arkanı dön ve kaç çabuk.)
Teknoloji ilerledi sevgilim, sararmıyor artık baktığımız fotoğraflar.
( Ama sesini unutturuyordu neredeyse bana hayat.)
Dün kar yağdı kazdığım küçük mezarlara.
( Bir penceren vardı, tüm pencerelerin gibi sana ait olduğu için sevdiğim.)
Bir havuzu toprakla doldurup çiçeklendirmek de nesi?
( Çok dut dökülüyordu kızım, alerjiktin, arılar geliyordu.)
Hiç tomurcuklanır mı ki kalbime gömdüğüm gözyaşım?
( Ben sende biraz sadakat, biraz vicdan yetiştirmek istemiştim.)
Kolonyayla silindiğinde çıkabilen kalemlerle yazılmış tahtalara bu aşk.
( İnanamıyorum, bir iz bırakamadığıma inanamıyorum kendi hayatım dışında.)
Bir lanet bulaşıyor hangi güne uyansam.
( Güneş solar, kar erir, yağmur diner, sen gidersin.)
Bana kin bulaştı kan bulaşacağı yerde bu cinayetten.
( Bıyıkları yanık kediler gibi bakıyorum gözlerine, anla beni.)
Ani ölümlerden korkar oldum ölümsüzlük ilan edildiğinde.
( Şüpheleniyorum yanlış zamanın oksijenini tükettiğimden.)
Sayılı günü çabuk geçmez restorasyona meyilli sevgilerin.
( Ne durduğum yerde kireçlenebildim ne paslanabildim ne de ölebildim.)
Mutluluğu geçicidir küçük şeylerle ümitlenebilenlerin.
( Umuttu baş düşmanı ana karakteri olduğum hikâyenin.)
Dikkatim dağılıyor, tökezliyorum anılar koridorlarında.
( Nereden koydun o sivri köşeli komodini oraya?)
Bakma öyle yüzüme, ölemiyorum.
( Birisi bakarken yazamıyorum, birisi bakarken kaçamıyorum, birisi bakarken unutamıyorum.)