Bırak çiçekleri solsun dul kadınların saksılarda.
( Bir pazar kahvaltısının eksiğiydi kızarmış ekmek kokusu.)
Bir rüya görüyorum, hiç var olmadığım loş salonların tam da ortasında.
( Anılar güçlü ayılar gibi parçalıyorlarmış beni.)
Kendimden başka katilim yok, polislere söyleyin bunu.
( Parmak izim de bulaşmış intikam mektubuma.)
Her kaybettiğim insana yerli yersiz üzülüyorum.
( Tam da burada Chopin giriyor devreye.)
Sonunu pek kolay tahmin ettiğim filmleri izliyorum.
( Ben demiştim demek için söylediğim çok sözüm varmış.)
Tırnaklarım kırılıyor, oysa bir yolculuk beklemiyor beni.
( Bekleyen bir kedi bile yok köşe başında şimdi ayak seslerimi.)
Kapı çalıyor, lütfen açmayalım.
( Tanık olmazsa kimse bize, yaşamadık varsayalım.)
Sadece sür arabayı, sorgulamayı bırak, buradan bir an önce uzaklaşalım.
( Tırın altına girmeden, köprüden aşağıya düşmeden, bariyerlere bindirmeden, aniden.)
Neye üzüldüğümü bile unuttum.
( Hüzün göçmen kuşudur uykusuz adaların.)
Neye bağlıydım hiç mi hiç hatırlayamıyorum.
( Bir limanı yok can simitsiz ruh taşımacılığının.)
Bana dişimi sıkmayı öğretti yaşadıklarım.
( Ezilen etlerim ve kanayan dilim, bunları ben pek de önemsemedim.)
Bir mürekkebin başına buyruk dalgalanmaları gibisin suda.
( Toparlanamaz ki kırık düşler mıknatıslarla.)
Sanmıyorum hala benim gibi koktuğunu.
( Ben sana sade adımı bırakmışım, sadece yalnızken anılan.)
Ne bir başkası ne de sendin, yalnızlıktı kâbusuma ortak olan.
( Senden bir bardak su istiyorum, gözyaşı sağanağı geliyor tanrıdan.)
Geçti dersen inanırım, geçti dersen inandırırım karalamaya çalışanları da durmadan.
( Geçti dersen inanırım, çok geç artık dersen darılırım, inanamam.)
Beni en çok sen sevmeliydin, bir başka adı bu tahta yakıştıramam.
( Seni en çok ben sevmeliydim, abartılmış hikayeleri sonuna kadar okuyamam.)