Sarhoştum ve ne yaptığımı çok iyi biliyordum. Ertesi gün kendime söyleyeceğim yalanlarımı imha ettim. Büyük kıvılcımlar saçarak iki yanıma devrilen iyi ve kötü melekler kül olurlarken çakmağı aslında çoktan fırlatıp attığım çantamın içerisinde arıyordum. Kendi kendime konuşuyor olmamın bir önemi yoktu. Önemli olan konuşabilecek gücü bulabilmem ve bu gücü kendi üzerimde gerekli olmadığı halde kullanabilmemdi. Delikanlılığın kitabına yakışmayacak tüm eylemler bana çok yakışıyordu. Çok büyük ve ağır bir şapkayı üzerindeki ıvır zıvırlar dökülmesin diye çok dikkatlice taşıyor gibiydim. Dilimden düşmeyen bir küfür vardı, anlamını hiç kestiremediğim.
Sarhoştum ve durmaksızın yalpalıyordum. Gıcır gıcır ayakkabımın topuğu bir mazgala takılıp boydan boya çizildi. Bileklere atılan ancak beklenilen seviyede kan boşalmasını sağlayamayan bir çizik gibiydi. İnce, çirkin, biçimsiz. Paltomun yakasını kaldırdım, rüzgâr kulaklarımın içerisinde rehin kaldı böylece. Durmadan kendisini tekrarlayan bir ninni gibiydi. Tüm bunlar uyumam için. Tüm bunlar zorlandığım şeyleri becerebilmem için birer destekçi.
Sarhoştum ve kekeleyerek konuşuyordum. Büfedeki adam gözlüklerinin üzerinden aşağılarcasına süzüyordu beni. Aklından geçenlere hayali bir orta parmak çektim ve sana bozuk para vermeye çalışıyorum adam dedim. Ama bozuk bu paralar. Her sayışımda başka meblağ çıkıyor. Adamın gözlüklerini aşarak gözlerime dayanan gözleri bana bir kendine gel artık bakışı fırlattı. Tamam dedim tamam… Cebimde ele kâğıt para hissi veren ne varsa bankoya koydum. Mektup, boş kâğıt, boş sigara paketi, boş kimlik. Bomboşum. Bomboşum ve bu mektubu neden cebimde taşıdığımı bile hatırlayamıyorum. Üstü kalsın dedim. Kendine güzel iç çamaşırları alır belki senden umudunu çoktan kesmiş olan karını kendine bağlarsın.
Sarhoştum ve nereye gideceğimi çok iyi biliyordum. Kapıdan girdiğim ana kadar ayık kalabilmek tek hedefim olmuştu. Kendime başka bir hedef belirleyemiyordum şimdi. Belki anahtarı sessizce kilide sokmak da bir hedef olabilirdi benim için. Asansörü doğru yerde durdurmak ve ayakkabılarımı çıkartıp da öyle uyumak. Düşünüyordum; sevdiğim tüm yazarlar çoktan ölmüştü. Sen hala niye ölmüyordun?