Bir kış günü patlayan tomurcuktur aşk.
(Rüyalardaki sonsuz beyazlık uykularına ve dalgalarda şıkırdayan çakıl taşlarına hizmet eder.)
Kötü olana gözü kör bakıştır uykun.
(İnsanın etine böyle zamanlarda yapışıyor, olduğunuz yerde soğuk bir huzura bağlıyor sizi.)
Geceden kalan saçların dalgalanışı.
(Ölürsem diye üzülüyorsunuz, bir gün önce hayatın hiç mi hiç değeri yokken.)
Ellerinin cüssesine ihaneti affedildi.
(Ölürsem ve özlemeye devam edersem, geri dönemezsem?)
Her pencerenin en kirli camıdır hüzün.
(Ama tüm gazete kâğıtlarında seri katil ilanları, ama tüm sular aslında yosun.)
Yoksan var olmamın ne önemi olabilirdi.
(Ayaklarım uçmayı öğrendi seni gördüğüm anda.)
Uyumakla uyumamak arasında kalır yatak.
(Duvardan hiçbir gölge geçmez böyle zamanlarda kafa dağıtmak adına.)
Gidersin korkusuyla açıklamalar biriktirdim.
(Bilmiyorsun ama ben, ama ben diye başlayan cümleler kuruyordum.)
Aynı sokaktan defalarca geçebilirim sana varıyorsa.
(Kendimi geride bıraktığımda iyi bir insan olabiliyorum.)
Lütfen bulaştır bana tüm gülümcül anıları.
(Tarihin tekerrür etmeyişiyle övünürüm bu sefer.)
Sen istiyorsun diye su bile içebilirim.
(Saçlarımı uzatabilirim, daha çok gülebilirim.)
Loş ışıkta tanrıdan çok kendin gibisin.
(Birden boşalıyor gökyüzünden güvercinler ve gezegenler.)
Bir filmin en kısa sessizliğisin.
(Geçip giden kibirlerimi izliyorum omzuna yaslanıp.)
Talan evlerde yankılanırdı umut.
(Böyle rüzgârlı bir günde birkaç tanrıya inanasım geliyor seni gördükçe.)
Seni seviyorum.
(Seni seviyorum, sıkıştıramam bunu.)