Derbeder oldum diye sonlandırabileceğim bir paragrafa giriş yapamadım.
( Yapamadığım onca şeyin arasında bu bir hiçtir.)
Koridorlar koridorlara bağlanıyor, irkiliyorum.
( Sedyesiz süzülen yarı ölüler görürler mi ki beni? )
Hep sabah olurdu, hep perdeler aralık kalırdı.
( Hep en zamansız zamanlarda gök gürlerdi, şehir bu, sus diyemezsin.)
Lüzumsuzdur plastik çiçekleri yol kenarlarının.
( Lüzumsuzdur, neden ben soruları, soruların sonlarına konan soru kıvrımları.)
Beyaza bürüyor çimento fabrikaları saçlarımı.
( Toz duman, her yeri talan, kapalı bir kutu içerisinde, bir köşede…)
Kuş tüyü de değil devrildiğim yastıklar.
( Olsa olsa camyünüdür durmadan kaşındıran.)
Ben boşlukları doldururken sen beni koruyacaksın.
( Kimdi düşmanımız, bilmiyoruz bile.)
Bir poşet içerisinde taşıyamazsın keskin kılıçları.
( Anılar sağa sola saçılır, küflenir huzur.)
Öyle bakarsan gözlerim kararır.
( Aydınlatamam ağzımın ağzına dörtnala koşacağı dar sokakları.)
Rüyamda tele takılmış bir çift çorap gibiydik seninle.
( Eşleşemiyorum kendi düşüncelerimde bile benzerliklerimle.)
Kül dökülür, ahenk bozulur.
( Sen yere doğru eğildiğinde kanım terk ediyor sanki beni.)
Ellerim henüz soğumuş bir cesedin elleri.
( Sen istersen böyle de seversin beni.)
İzimi arıyorum, bulanların insanlık namına ilgili numarayla…
( Bizi mi arıyorum? Bulanların uzak durmaları kendileri adına…)
İsim koyamam, isim koyarsam öldüğünde üzülürüm.
( Sınır çizemem, bir adım ötede durursan çözülürüm.)
Her direniş bir yanık izi.
( Sonu yok geçmişe bilenişin, anlatamıyorum bunu umuma açık alanlarda.)
El falımda çizgisizlik çıkmıştı.
( Yol falına bakıyorum, ilk sağdan dönersen eğer, benimsin.)
Çok fazla şey vardı göstermek istediğim.
( Ama çok fazla şey gizledim akşam haberlerinden.)
Bir kıvrımı var dudaklarının, yüzme bilmesem boğulurdum.
( Ağlarsam yosun en çok tırnaklarıma tutunur.)
Kazıyamaz ki insan kahkahasını aniden ağıza kapatılmış avuçlarından.
( Bilsen, her sırıtışımda bir seni seviyorum gizlidir.)
Acemileşiyor her kaldırım taşı şehirden bir tank geçerken.
( Yağmalıyor beni haddinden fazla aç bırakılmış fiiller.)
Bir ünlem işareti dikiliyor kaşlarımın ortasında.
( Bu güneş sensizken de batardı, o yıllarda bu çok anlamsızdı.)
Kimsenin dokunmasını istemediğim eşyalar gibisin.
( Akla ilk gelecek yere saklıyorum seni, kendimden emin.)
Bir neştere bakar seni görmeleri.
( Bir testereden yansıyan görüntümüze bakıyorum şimdi.)
Yokla var arası bir koku, ne kadar da uçucu.
( Simsiz bir parıldayışın en göz alıcı sahnesini çekiyorsun.)
Sigara kokusu sinmemiş kıvrımlarına âşık oluyorum.
( Ne büyük mucize, ne büyük mucize, tutukluk yapıyorum.)
Bir korna sesiyle gerçekliğe dönüyor gibi akışkanlığın.
( Biraz pas tutmuş, ama hala kullanılabilir.)
Bu heceler başka kelimeleri de oluşturabilirdi.
( Bazen, umulduğu gibi değil, değil ya da sanıldığı gibi.)
Parmaksızdır her balığın sevişmesi.
( Ben en kirpiksiz bakışlarını seviyorum senin.)
Gölgeler geçmiyor hiç gözlerinden.
( Böylesi bir yalnızlık ancak aşka yakışır.)
Uzakta olmak kurulmaması gereken cümleleri kurduracak en sağlam tuzak.
( Uzakta olmak, uzakta olmaktır işte, gereksizce uzatılamayacak.)