YETERİNCE KARANLIKSA YALNIZ HİSSETTİRMEZ GİDENLER

Karşılıklı iki yokuş da karla kaplı, pembe görüyorum.

(Genişleyen derimin acısı hiç de tanıdık değil.)

 

Bak bu da başka bir ülke, gitme sen istiyorum.

(Gitmesen her şey daha doğru bitebilir belki.)

 

Sen havuzdaki bozuk paraları topluyorsun.

(Yapma çocuk, miden bozulur.)

 

Desensiz kumaşların sadeliğine dalıp gidiyorsun.

(Her an bir deniz yutabilir seni, yok olursun.)

 

Bazı gecelerin soğuk olur koridorları.

(Sen yine saçlarını tara, düzensizdir tüm uykular.)

 

Söyle, kim bölüyor saatleri eşitsizliklere?

(Tüm çitlerimin çivileri paslanıyor gittiğin gecelerde.)

 

Bir at düşün, iki başı olsun.

(Bir ad düşün bize, kimseye söyleme ne olursun.)

 

Tüm dalları çürük bu ağacın, inanma.

(Başka şarkı söylemeyeceğim artık yakamozlara.)

 

Kimsenin görmediği çatlaklardan sızıyor gözyaşları.

(Özümüzde iyi insanlar bile olabiliriz bu gece.)

 

Yanık kurabiye kokan fırınların önünden geçiyorum sabahın en solgun güneşinde.

(Sayıyorum, hep eksik kaldırım taşları bazı şehirlerde.)

 

Lokomotifleri gıcırdatan bir gidişin var gecelerde.

(Göz kapaklarım ağırlaşıyor, rengi değişiyor hecelerin.)

 

Ben sana kimsenin bilmediği bir yalan anlatıyorum.

(Aramızda kalsın tüm bunlar, bazen seni duyamıyorum.)

 

Ya her şeyi biliyorsak bitenler hakkında artık?

(Ya da bildiğimizden ötesiyse, bir düşünsene.)

 

Katiline ihanet edip başka ellerde ölüyor âşıklar.

(Beni bir kapı eşiği koruyor korkularımdan.)

 

Karelere bölüp de seviyordum yüzünün her köşesini.

(Bazen martılar da karga taklidi yapabilir.)

 

Üşüşüyor tüm kum tanelerine hayalperest böcekler.

(Ben peşimde midye kesiği ellerimi bırakıyorum, tut beni.)

 

Varsa yoksa akıntıya kapılmak olmuş tüm balıkların derdi.

(Derdim ki, dertlerim sanıldığı renkte değil.)

 

Metal soğuğu bir masanın üzerinde yatıyorum, kim ölü?

(Hepsinin mi katilisin yoksa sadece bana mı keskin ellerin?)

 

Kim ölü, öyleyse nasıl konuşuyorum?

(Olmayan adamların gölgelerine bıyık filan çiziyorum.)

 

Elimi hiç düşünmeden daldırdığım garip çukurusun bahçemin.

(Leylaklar ve zakkumlar kuru, kuru tüm bulutlar.)

 

İnançları yüzünden deliren insanlar tanıyorum.

(Ne büyük hata, gözüm kapalı inanıyorum.)

 

Gözlerindeki tüller ve tenindeki tüyler dalgalanmıyor sana dokunduğumda.

(Kimse böyle bir ana tanıklık etmemeli oysa.)

 

Sevdim, bu en derin kuyudur düşülen.

(İsilik olmaz ki kışın ortasında ölüler.)

 

Sordum, nedeni bilinir mi ki silinen isimlerin zihinden.

(Bazı isimler yoksunlukla anılır, bazıları hep farklıdır diğerlerinden.)