Sonra incir yaprakları da ıslandı. Yazdan kalan her şeye yaş döküyorduk. Neden sevmediğimizi hatırlıyorduk bir de. Bir de başka pencerelerden başka şehirler geçiyordu. Kanalı değiştir, bu karmaşadan ruhum şişti. Sıkışıyorum, görmüyorsun.
Tüm günü sessiz geçirdim. Geçti dedim, sonunda kendime acıyarak. Hep toprak tonlarının birinde ve buruşuk düşler gördüm. Sayıkladım, bazı isimlerin unutulduğundan filan bahsettim. Daha çok su lazım uzaklaşabilmemiz için dedim. Gemileri kafadan yürütüyordum.
Yapma, bugün başka bir günü olmalıydı haftanın. Güne hayal kırıklığıyla başladığımda midem ağrıyor. Biliyorsun, batıyor. Biliyorsun, sinirliyim aslında. Biliyorsun, güzellikten ve yitirilmiş özelliklerden bahsederken ardı ardına alev alıyor elimdeki çakmak. Biliyorsun, bir silahım olsa çok kan akacak.
Ama kimsesizliklerde sarıldığım bir addan başka bir şey değildir o. Kısaydı ve özdü. Harf israfı değildi. Konuşmadan da yaşayabilecek kadar tükenmişti. Tüm hikayemi zedeleyecek kadar sert bastırdım onu sayfaya; yazsın istedim. Çok mu şey istedim? Yırtamadığım bir sayfa oldu şimdi bir şeylerde; kim bilir nerede.
Sonra müziği kapat. Sonra klarnet çok acımasız. Sonra başım çok ağrıyor; alnımı tut. Aklımı tut; debeleniyor. Ben senin bileklerine tutunurum. Koşabiliyorsan, kaçarız. Uçabiliyorsan bir yuva kurmalı hemen; olsa olsa çöplerden.
Sen, kurtulmak isterken kendine zarar verenlerdensin. Yapışık tenleri ayırırken acı çekmiyorsun. Oysa sıcağı sıcağına anlamıyorsun. Neden kışı sevdiğimi ve neden sevdiğimi seni. Orada yukarıdan baktığımız tenteler; mavi, kırmızı ve yeşil. Orada yukarıdan baktığımız uykular ne sefil. Adını sayıkladığın ben bile değilim; aslında tam da bağırdığın yöndeyim.
Geceleri manzarana bir at bile eklerim; ama en çok sendin, ilk sen ölmelisin. Anlar birbirine karışıyorsa zamansız geçişirim; ama en iyi becerdiğin, inkar etmelisin. Sonra seni biraz kahveye bulayarak… Belki gözünü açtığın anda alkole… Sonra yalnız ağlamalısın belki de. Ben bir odadan diğer bir odaya geçmeliyim zihninde. Farkında bile olmayışın ayak sesim olmadığı içindir herhalde.