Sol elimi elinde gördüm rüyamda. Sabah yollarında dedim ki kendime ve dükkan önlerine sığınmış kedilere; madem yoksun, biraz da sol elime alayım sigarayı, o donsun.
Kuşlar açlıktan kendi ayaklarını yemiş, yalancı bir aydınlık günü erken başlatmış, umutsuzluğun boyu bileği geçmiş. Arkama bakıyorum, hiçbir köşede yoksun. Bakıyorum, değiştirecek bir yolum da kalmamış.
Anlattım ve dinledin günlerce. Çocukluğumun güzel zamanlarına ait ne varsa, akide kavanozu gibi dizdin bir bir gözlerimin önüne. Sana kızabilmek ne mümkün? Seni sevmemek ve burnumu sızlatan orada kalmışlığını söküp atabilmek; ne mümkün?
Buz kemirdim ben seninle. Eskiden boyumun yetişemediği ne varsa, eskiden gülerek hatırlayamadığım ne varsa çoktan otopark olmuş bir olay yerinde bıraktım. İçimi yıpratan ve dizlerimi kanatan ne kadar taş, kum, veda, yalan varsa işte. Hepsi işte, hepsi benden de geride kaldı.
Toparlayamadığım kafamı duvara vursam ne olur? Nasıl bir dağınıklık içinde fark edilmeden yaşayabilirim? Kirli bardağımı yıkarsam annem beni daha mı çok sever? Sen, sabahları yüzümü anlamsızca güldüren bir isim olabilir misin yeniden? Seviyorum diyordun, inanılır şey mi şimdi bu?
Yüzünü yüzüme dayayan bir kediden başkası kalmadı elimde. Elimin, gittiğinden beri tadı tuzu kalmadı. Bir kokun vardı, o da kırıldı. Tüm oda kırıldı mesela. Tüm gece üzerime yıkıldı durdu iki saniyenin arasında. Ne yana dönsem sönmeyen bir mumun gözümün önünde ışımasıyla kızdı durdu Meryem de bana.
İnsanların seni soracağı tuttu. Tuttum kendimi iki yastığın arasına gizledim. Sahil boyunca yürüdüm, binalardan bir halt göremedim. Belki üşümüşümdür, belki tüm bu ara sokaklar da kaçayım diye oradadır. Belki seni görebilmek için karşıdan karşıya geçerken önce sana sonra sana sonra tekrar sana bakıyorumdur.
Manzaralarım bile lanetli. En mutlu olduğum yer en güvensiz olduğum yer oluvermiş. Nasıl bir çeyrek asırda bu hale gelebildim diye düşünmüyor da değilim. Dünya bile benim inancım kadar bozulmadı. Bir koli ise bedenim, kırılacak onca ıvır zıvırla dolu; önce dudaklarım kırılıyor sonra gözlerim.
Ne dilediğimi hatırladım kurşun ellerinle etimden vurulduğum gecede. Seni seviyorum çocuk, neden şimdi susuyorsun?