KURTLU KİRAZ

    Bacaklarım donuyordu, aşktan hissetmiyordum. Oysa o, salyangozları ezmeden sessiz ve sakin yürüyecek kadar aklı başındaydı. Gecenin ileri bir saatinde yalnız olduğumu fark ettiğimde yalana inanmaya devam etmekten başka çarem kalmamıştı. Hem ne vardı ki, herkes sevildiğini umarak yaşıyordu.

   Yürümekte zorlanacak kadar şişkin, ellerine bile bakılamayacak kadar çirkindi kâbuslarımın jönleri.

   İncir ağacı yeşil kokar. Başımı kokunun geldiği yöne, sola çeviriyorum. Bir harabenin içerisinden fışkırmış ağacı göreceğime nasıl da eminim. Burnum, çocukluğumun kokularını ne zaman unuttu ki? Koordinatımı karıştırsam iyi, zaman da karışıyor. Ve bir merdiven, beni gideceğim yere yakınlaştıracak, önümde uzayıp gidiyor. Bir sokak ki çok belli, bu sokakta kimse âşık değil. Nasıl temiz, nasıl da düzenli. Aşk, insanı talan eder çünkü. Çünkü insan içinde tutmayı hiç öğrenemedi hislerini. Annesini gördüğünde bağırmaya başlayan yavru kediler gibi. En çok sevdiğim curcunaydı bu. Sonra yıpranmayalım diye betona buladılar bizi. 

    Yoğurt kabıyla suladı çiçekleri kadın, çok acemi. Zemine düşmeden dağılan damlalardan pek de kaçışamadı karıncalar. Zamanım kısıtlıydı, yoksa sana yeniden âşık olacaktım. Geçtiğimiz sokaklardan geçecektim. Tam burada diyecektim, tam burada seni öpmüştüm, gözlerim bileylenmişti.

    Ve sonra gürüldemeden gök, yağmur indi. Yüzünü hatırlamaya çalıştım, eskimiş bir şeyleri yeniden sevmeyi denedim. Derimin en inceldiği yerde, aşkın sivri dişlerini hissettim. İnsanı korkutan ve arındıran bir çaresizliğin içerisine düştüm. Kısa kısa yankılandım.  Pembe çiçekler, kırmızı çiçekler, aydınlığını hüzünle gölgelemiş yalnızların sarı brandalı balkonları. Kendime tek kelime etmeden birbirine yaslanmış evlerle çevrili avlularından geçtim bilinçsizliğin. Kokuna çıkmıyordu hiçbir sokak. Belki alnımıza yazılmış adresleri, bir esnafa sorarsak…

    Paskalyadan kalma çürük yumurtaların renkleri gibi, dönüyor başım, maviye mi düşmeli bilemiyorum.  Yanımda duruyor, bana bakıyor mudur? Rüzgârı bile dokunmuyor bana. Beni öyle bir geride bırakmış.