YEŞİL GÖZLÜ DALGALAR

    Mavi jantlarıyla gri uçuruma yuvarlanan bir araba kadar gürültülü, parlak ve kendine hastın. Kendimeydi kastım, yoksa neden seveyim seni?

    Şeffaf kadınların ettiği hüzünlü dualar gibiydin. Elleri yüzlerinde; elleri yüzlerinde, yüzlerine kimse bakmaz onların çünkü.

    Hala olduğum yerde sallanıyorum, daha derine gömmelisin beni. Daha toprak gözlerine, katil ellerinin çizgilerine.

    Bana öpücüklerimi ve elbette sana sarılmaktan çürüyen kollarımı; huzursuzluklarımı ve dudaklarımı hiç değdirmediğim zarflarımı geri vermeliydin.

    Yanında benden bir şeyler götürüyorsun her gelişinde. Gülüşümü götürüyorsun, umudumu götürüyorsun, seni sevdiğim geceleri götürüyorsun.

    Kabını da çürüten bir ruhum var ama seni seviyordum.  Paslı kelimelerini sevdiğim! Ellerinin uçurtmalara dolandığım!  Gözlerine atlı manzaralar yüklediğim! Neden gidiyorsun?

    Neden karışsın bizim paslanmış seni sevmiştimlerimize tanrı? Neden bedel ödüyoruz? Bana cevap ver! Neden susuyorsun?

    Bazen çok bağırıyor o kargalar hani… Bazen cevizim ya hani ellerini boyayan… Bazen çok yalnızım, başkalarını bile seviyorum. Bazen, ölseler dediklerimi bile… Bazen, kediler bile kaçıyor benden.

    Ve sen çocuk! Asla bunu bir özellik olarak taşıyamayacaksın üzerinde. Çünkü herkesi ağlarken gördüm ben.