Biz kimiz ki, üç beş dibi şekerli fincan kadarız.
Bizde rüzgâr yara açıyor, trenler bileğimizi kesiyor.
Âşık değilse insan, nasıl da rahat konuşuyor.
Sonra oradan, o karanlık köşeden durmadan,
Durmadan, bana bakıyor.
Sigaramı tam söndüremiyorum, hüznüm tütüyor.
Burnum patlamak üzere olan bir nar tomurcuğudur şimdi,
Herkes bilecek biçimsiz hikâyelerimi.
Kana duyduğum hasreti ve kendimden yarattığım küçük ve sevimsiz
Canavarları,
Avcıları,
Acıları,
Bilecek herkes neden yankılandığımı.
Kendimi nereye sürüklersem,
Sürünen kediler;
Peşlerinde sidikleri, salyangoz izleri gibi.
Öyle ölü arkadaşlar, öyle derin vicdan geceleri.
Ölüydü ama ince bir zevke sahipti.
Doğası bozuldu şimdi.
Biz kimiz ki, yalnızlık bile yaklaşmaz bize geceleri.