EVE DÖNELİM

Tezgâhtaki enginarları izleyen kedileri izledik. Bir tezgâh dönüyordu, yanlış harflere basıyorduk konuşurken. Sokak. Ben burayı sevmeyeceğim, bu hisle yıllar geçmeyecek. Hiç kışa yakışmayacak bir haykırışla patlak frenli gözlerinle çarpışmayacağım. Biri müziği kesecek, bana tanıdık geleceksin bir şeylerin dumanından. Sonra ağzından bozuk kelimeler dökülecek, kesik süt gibi. Saçlarımı seveceksin, saçlarım başka şehirde uzadı. Ben başka bir şehirde âşık olmuştum sana, ben bambaşka insanları özlüyordum oysa. Başka bir liman, hiç de tasvir edildiği gibi değil. Kulak yırtan vedaları onların gözlerinin. Ağlayan adamlar hep. Hep ağlayan adamlar. Sonra yanımdan geçen birileri sert kabuklarından bahsediyor, çıtırdıyor ayağımın altında ezgilerin ezilişleri. İçime yayılan bir şiddet ve mutluyuz işte. Burada, burası kimsesizliğin tam orta yeri. Boşalmış onca şişede kırılan ışığın zemindeki beceriksiz dansı. Başım döndüğünde tutunduğum çürük ellerin; hep başkalarına tutunmaya çalışmaktan kırılmış hayallerin, kekeme sevgi sözcüklerin… Gündüzler geçmiyordu, geceler kuru çiçek hışırtısı gibiydin rüzgârda. Garda, adımların hızlanıyordu birbiri ardına. Sanırım alışıyordum yokluğunun huzuruna.