KÖPÜK

Neyden bahsediyorduk? Ağzından duman dökülüyordu. Hiç tatmadığım bir meyvenin korkusu gibiydi.  Kimden bahsettiğimi kimse bilmiyordu. Benden bahsediyordun, kendime hiç benzetemiyordum kendimi. Sabahları alelacele şekillendirilmiş gülümseyişler ve iğrenti. Kemirdikleri tırnaklarıyla özünü bulmuş elleri birbirlerinin yanaklarında gezinirken, tanrım gözlerim ağrıyor; sessizlikleri ne ışıltılı. Sustukları onca şey önce karınlarına sonra da kasıklarına inerken, göğe yükseliyor küllerim. Uçuşan onca başka bir şey anlatılmak istemiştimler ve takılıp kaldığım yangın artıkları. Kangrenin insanın iştahını kapayan rengi, dokunduğun an kopan şeyler gibi… Uzayıp giden suskunlukları paylaşıyoruz, ben başımı göğün bulutsuzluğuna dayıyorum. Alnım zonklarken kulağımdan fışkırmaya çalışan beynimin içerisinde hatırasızlığını sabitlemeye çalışıyorum. Sana her an bir başrol verebilirim. Her an öldürülebilirsin. Beni üzmemelisin. Beni üzmemelisin. Beni üzmemelisin. Kelimelerini ben seçeceğim. Beni, benim istediğim gibi seveceksin. Neyden bahsediyorduk? Ağzından utanç dökülüyordu. Hiç yatmadığım bir uykunun rüyası gibiydi.