Ben neye ağlıyordum belli değil. Bir sürü dağılıyordu, biz de göç ettik. Biz burada yaşayacağız, zehrin içinde. Burada ancak, biz yaşayabilirdik zaten. Sen yırtıcısın, ben sürüngenim. Geçecek bu da. Doğa da yıkılacak tepemize. Yani tam ortasından kırdım ben bardağı. Elim çok ayarlı. Gözlerini aralayıp baktığın o manzara, o tavan, o zifiri anlar. Hepsini içinden sökeceğim senin. Benim bir boşluğum ağrıyordu, adını da sen koy bunun diyeceğim. Ağzımı bozup ellerimi onaracağım. Kimse bir cinayete karşı koymamalı böyle anlarda. Ayıların gözleri cüsselerine göre ne küçük. Böyle anlarda çok alakasız şeyleri fark ediyorum ben de. Yakınmakla başlayan yıkımlara uğruyorum. Zor şarkılar bunlar. Benim sesim yetmez sana. Zamanım çok ama beni oyalama. Şimdi uyuyacağım, sonra hiç geçmeyecek. Sol elde titreyen sigara; sağ el cümlelere nişan almakla meşgul. Beğenmedim, o sahneyi bir daha çekeceğiz. Benim gözlerim daha kara. Ama ne kara… Sen korkudan adını unutmalısın bu defa. Ama o boktan plastik çiçeklere takılıyor gözüm. Bize layık gördükleri dekoru da sikeyim. O minik mızıkanın hatırlattıklarını da atamadım çöpe. Ben nerede kırılıyorum, hiç bilinmedi. Ben nereden kırılıyorum, hiç bilinmedi. Ben, durduk yere mutsuzum. Ben, böyle süreceğini biliyorum. Bana nefes alacak bir alan bırakmamışlar. Benim değer verdiğim tüm kedileri tekmelemişler, köpekleri zehirlemişler. Tavşanlarım ishal, civcivlerim dayanıksızmış benim. İnsanın affı nerede kırılır biliyorum. Öğrene öğrene bunu öğrendim.