Tam neredeyiz diye sordu. Cümleleri unuttuğum yerdeyiz. Uzaktan şarap taşıdığım yerin az ilerisinde. Sağdan soldan fışkıran fotoğraflarda kendim hariç herkese benziyorum yine. Çok eskiyoruz ulan. Git şarkılar bul. Onlar da eskimiş olsun. En çok sözlerin eskiyor böyle zamanlarda ama önemi yok. Seni bir şeye benzetmek de anlamsızlaşıyor artık. Git, tüm anahtarlarını kaybet; ben buradayım, ben bulurum.
Şimdi en iğrenç mevsimdir. Çünkü ben doğdum. Çünkü birileri pencereden atardı kendini –bu sefer ben değilim- ağustosa. Kimse şikâyet etmiyor. Ben bu sokaktan hep geçtim. Günde iki paket sigara içerek tırmandığım yokuşlar da şikâyet etmiyor. Yine kapının önüne atmışlar bir sürü yavru kedi. Ben bile yakınmıyorum halime. Gel yıldızlara isim takalım. Benim adım mesela, yoksunluk olsun.
Lütfen git buradan. Koruyamıyorum seviyeyi hiç. Derinleşiyor gittikçe o dalgınlık. Kimsenin de umurunda olmuyor. Git buradan. Ben de gideyim. Unutuyorum sonra, yeniden ve yeniden ve yeniden hatırlatıyorsun her şeyi. Canımın içi, benim için kırmadın sen sokak lambalarını hiç. Seni neden seveyim? Sadece gözlerim kalmış, beni neden sevesin?
Trenin nereden geçtiğini biliyorum. Ama uzak şimdi. Başka başka insanlar, başka başka anılar da biliyorum. Herkes kaçıyor, dururum. Duruyorum. Sen bir kitaptan düşüyorsun. Ayları karıştırıyorsun. Önemli değil, bazen ben de düşeceğim düşü karıştırıyorum. Biz filmlerin ölen adamlarına özendik. Kavuşamayanları sahiplendik. Sen saçlarımı sevdin, ben uyandım. Tepki verir gibi yalnızlığa, az yanına uzandım.
Kendi kendime değilim ki. Kim demiş kendi kendime olduğumu. İt gibi sarhoşum da işte yapay yiğitliklere sürdürmüyorum bok. Canımın içi sen ışığı ne zaman açacağını bile bilmezsin. Daha merhametli adamlar da tanıdım ama eksikler bir hep. Hangi şarkıda irkilseler hep yarımlar. Herkesin bir sırrı var, ölümcül gizemler taşıyorlar. Oysa ben biliyorum, dokunsam dağılacaklar.
Ben daha ne istiyorum? Az daha azalsın ağrım. Az daha rüzgâr. Biraz fazla yağmur. Alabildiğince yol. Ama sonunda keyfim hep soluyor, kırılıyor. Lütfen sussun kadınlar, adamlar dokunsunlar. Kütüphane tozu nefes tıkamasın ve ıslak olsun tüm topraklar. Ellerin az ileride olsun, her tehditte ayaklanmasınlar. Gözlerin az kindar, gülüşün eskisi gibi, akasyalar küskün koksunlar.