O gereksiz baş dönmeleri geçti. Ait olmadığın yerlerden, sahip olmadığım insanlardan kurtulmam gerekiyormuş demek. Beynim temiz, kanım pırıl, ağrısız, sancısız yenilendim. Işığa bakabilmek, midemin bulanmaması, biri durmaksızın bir kâğıdı parçalasa bile kulağımın dibinde, çok iyiyim. Artık küçük ve gerçek şeylere üzülüyorum. Nerede umursandığımı, nerede sevildiğimi, nerede inanabileceğimi biliyorum.
Sevdiğim üç beş kişiyi sevmesem de mi olur? Kedileri bile sevmesem de mi olur? Hiç boşluk bırakmadan sussam ya da konuşsam, o da mı olur? Geçmişe ait kimseyi istemiyorum. Geçmişten kastım bugünden öncesi. Çünkü anlatacak bir şey de yok. Ne yapıyordum, nasıldım, ee daha dahalar yok. Bu bir lütuftu da, ben lanet sanıyormuşum.
Kaçmam gereksizmiş, kovmam yeterliymiş. Ummak, yaslanmak, sahiplenmek filan işte. Hepsi gereksizmiş. Devrilmeden anlayabilmek ne büyük şans. İyiyim, aynıyım, iyiyim, az değiştim, çok değiştim, bambaşkayım ama iyiyim. İyiyim. İnanılır gibi değil çoğu zaman ama iyiyim. O şekersiz kahveler, sabahın yedisinde uyanmalar, kâbuslar bile iyi.
Kâbuslar bile iyi. Artık tüm eski sevgililerimi öldürebilirim. Her şeyin çok eskidiği bir an çünkü bu. Hafızamın bulanıklaştığı bir yer. Şarkıların unutulduğu bir yer. Nasıl kokarlardı mesela, unuttum. Dişleri nasıldı, unuttum. Mutlu muydum, mutsuz muydum unuttum. Yaramı, sızımı, izimi unuttum. Yeniden yanılacak kadar unuttum. Yeniden inanacak kadar yanılmam ama.
Çıkarlarınızı hatırlattınız tekrar bana. Ve ben yeniden kendim oldum. Samimiyetsizliğiniz, fışkıran hormonlarınız, yalanlarınız, oyunlarınız filan. Tekrarlandıkça kendinizi bir pisliğe oturttunuz. Kalabalık ve vıcık vıcıksınız. Ne güzel. Ne güzel yalnızım ben de. Sessiz, huzurlu, milimetrelere sinirli zaman zaman. Ama iyiyim. Kendim gibiyim, çok değiştim, iyiyim. Yalnızım demiş miydim? Demiştim. İlk kez yalnızım diyecek kadar yalnızım. Üzülecek bir şeyim kalmadı şimdi, iyiyim.