TÜF, ÇÖP, KÜF

 

Tortum dibe çöküyor sabahları. Her dokunuşun acemi adımlar. Her nefesim bir harf yutuş. Elbette bir melankoli sorunu da var bu işte. Daha önce kıyısından geçmediğimiz dertlerin acısını bize hissettirebilecek başka bir güç mü var? Göğsüme meteor düşmüş gibi beni uykumdan sıçratan, kalbime çivi saplayan, boğazıma kum dolduran; başkası olmasın da sen ol diye beni kendime yalvartacak başka bir güç mü var?

Kendime geldim, gerisi beni ilgilendirmiyor. Yeterince beklediğimde geçmeyenler, bağırdığımda susmayanlar, çarptığımda devrilmeyenler, ısırdığımda kanamayanlar bir anda kayboldu. Bir şeylerin çürüdüğünü biliyordum gezinen sineklerden. Etrafa bakındım, hangimizin içi larva doluydu önemsemedim. Kimsenin yanan canını umursamadım. Kendime geldim, hiçbir şeyi kendim olmak için yapmamışken.

Çok tuhafmış gibi bakıyorlar yüzüme. Ben kimsenin yüzünü tarif edemeyecek kadar kör değildim de bu hisler köreldi bak hep. Bu sinirler ezildi, bu tırnaklar kırıldı defalarca. Ama adam kalbini saçmış masaya, ağlıyor. Bu gördüğüm herkes kadar olmaktan fazlası değil. Değişmez oldu, nereye gitsem ya bir tren ya bir helikopter sesi peşimi bırakmıyor. Bu uğultunun arasında ağzımdan bir üzülme çıkmış mıdır emin değilim. Kalkıp saçlarını severdim ama beyninden kin fışkırıyor.

Parıltılı şamdanlar ve şifon. Tozlu mobilyalarının sivri köşelerinde kendimden küçük parçalar bırakıyorum sana. Göğsünden süzülen aydınlık benim için bir epilepsi nöbeti. İçim kırış kırış; beni çekiştir, beni ger. Beni bir başkası ilan et tüm bu kendinden aydınlık mayıs gecelerinde. Beni kendimden kurtarabileceğini iddia et. Kurtulmak ne güzel bir kelime de pratikte karşılığı yok işte.

Parmak şıklattığımda kafamın içinde yanan sigaralarda biraz tüttün. Unutmak zaman alırdı aslında ve sonra anımsamak da. Ama hiç farkında değildim, ne zaman bir anıya dönüştüğünün. Bölüşülmüş şiir mısralarıyla romantik, zarf açacağının parlaklığıyla katildin. Kapılar kovulmak içindir, pencereler de kaçmak için diye düşünüyordum. Sonra düştüm. Acımadı.

Beni yorsun, beni yorsun, beni yorsun tüm gece ve tüm gündüz. Belki uyurum. Belki sustururum beynimin asma katında koşturan çocukları. Kimlerin piç anılarını sahiplenmişiz bir baksana. Bacaklarımın arasında geziniyorlar durmaksızın. Ezmemek için çaba gösterirken üstlerine bastığımda çıkan sesi seviyorum şimdi. Kendimden o kadar çok ayrıldım ki son sözlerimi bile unuttum. Bazen senin adını da unutuyorum.

Oturup karşı koltuğumda sabaha kadar gözlerini dikip gözlerine, sessiz sessiz çığlık attı kendi içine. Bunlar vicdanım değildi. Bunların benimle hiçbir alakası yoktu. Unuttuklarıdır bunlar başkalarının. Koordinatları sapmış intikamlardır belki bunlar. Kulağından akan kana takıldı gözüm sonra. Kendi sesinde boğuldu belki de dedim. Gülümsedi ama ufacık. Gitmedi, arkamı dönsem de gitmeyecek. Gitmeyecek. Anılar, insanlar ve kişisel şeytanlar böyle yapar. Beklerler. Sen onlara sarılana kadar hissedebileceğin bir yerde hep seni beklerler.