Bana sorarsan buralar terk etmek için bırakıldığımız şehirler. Ara sokaklar ara sokaklara açılıyor. Beni tanıyan ve biraz dikkatli bakınca hatırlayan insanlar da var. Onlar hep beklerdi. Burada neyi sevdiğimi bile hala bilmiyorum. Bir fotoğraf gözümün önüne yapışıyor, her şey bir şehrin gerisinde hareketleniyor. Duruyorum, dönüyor.
Dizine yatsam ne mutsuz olurum. Taşak oğlanına dönmüş diktatörlere bakınıyorum. Hep bir rafın en gerisinde; toza bulanmış birilerinin yetim gözleri çürüyor. Geçer. Hep geçiyor zaten. Birden bire sabahın altısında uykulu bir düş geçiyor. Bakıyorum; benim de bir yanım yokmuş elimi tutmadan dikilebileceğin.
Can yakıyor üzerime düşen yarım cümleler. Herkes kendi tanrısına yalancı oluveriyor. Gecenin de sahibi meçhul. Bazılarının hiç olmayışları güzel. Bazılarının düşleri de çocukluktan façalı zaten. Gitmek için birilerini kaybetmiş olman lazım. Gitmenin temelinde kaybolma isteği çöreklenmiş uyuyor. Gitmek, tavşan tedirginliğiyle atakta.
Lanetli hafızamla tıkıldığım yaşamımda biraz nefes alabilmek için kalbimi sana açıyorum. Kimse tahmin edemezdi sivri pençelerini. Aşk, birilerinin iç organlarını dahi sevmek gibi. Hüzne sarılınca, kuma bulanmış ayaklarını hayal etmek istiyorum. Söylemek istemediğim ne çok şey var sana. Yine de konuşuyorum.
Çoğu zaman bir başkasını seviyor oluşlar yüzündendi. Kelimesizliğinle dağıttığın beynimi toparlayıp dünya haritası üzerinden, kendime uzak yoldan geliyorum. Bakıyorum, her şehrin de güzel kızları meşhurmuş bu memlekette. Bir ejderhayla savaşmaktan daha zormuş kendimle kendi bedenimin içinde savaşmak. Oysa oraya bir ayna koysak, olay hallolacak.
Biçimli ağzına biraz kan konduruyorum. Hah şöyle, yüzüne biraz renk gelsin diyorum. Bak, kötüyüm artık; sevebilirsin böylelikle beni. Aniden beliren güneşin oyununa gelmiyorum; geceler daha az riyakâr. Ağustos çocuğuyum ama mayısı daha çok seviyorum. Sonra bir de seni, bir de başkalarının hikâyelerini ve bir de bir an vardı kelimelerini ağzımla hissedebildiğim; bir yer edinmiştim, sevinmiştim ve sevmiştim. Sevmiştim işte seni.
Ama geceleri ve acıları paragraflara bölemiyorsun. Şimdi tam zamanı aslında dediğinde bile, ölemiyorsun. Elinden son umudunu da kazıyıp alıyorlar, gidemiyorsun.