KUM

Toprağın altından birden belirmiş gibi bir şehir. Her şey kirli, her şey yorgun. Zaman zaman sesini yükselterek sokaktan ilerleyen birilerinin arkasından, kuşlara kruvasan kırıntıları saçarak ilerliyordum. Eski pencerelere bakıyorum, hayal etmek ne basit. Her şey eskirken; hayal etmek ne basit. Sol yumruğumun ağrısına sağ elim merhamet gösteriyor. Hiç geçmeyecek bir sızı gibi, durmadan kendini hatırlatmayı görev bilmiş kendine. Şerefsiz. Hayır, sana söylemedim. Birini beklemiyorken de oturup bir banka kitap okuyan insanları sevmeli. Denize açılarak kutsanmış sokaklardan geçmeli. Keskin turunç ve nem. Yeniden kapısını tıklattığım gülünç hikâyeler. Köşeyi dönünce düşecek. Hepimiz şaşırmış gibi yapacağız. Şehrin ortasında samanın ne işi var? Elim beni öldürecek. Elim birini öldürecek, umuyorum ki beni. Sakin ve trafiğe yarı kapalı sokaklardan geçip eski bir boşluğu yokluyorum gözlerimle. Kediler inadına aç bakıyor. Ağaçlar ne? Akasya mı? Bir leylağın altında ağlıyordum oysa. Ama geride kaldı bu da. Şimdi televizyonda şakayık bahçeleri. İzlediğim bazı filmleri bölen gece işçileri. Pencereleri kapatıp kendi soluğumun sesinden kurtulmaya çalışırken ısınan yastık, soğuyan ayak bileklerim, beni yoran şarkılar. Kadının sesi de geride kalabilirdi. Beni ağrıtan ne varsa işte. Köşeyi dönüp ölecek. Hepimiz sararmış gibi yapacağız. Suyun yüzeyine, boğulmaktan son anda kurtulup, fırlamış gibi bir ada. Kumu kurcalarken kendi kemiklerime kavuştum sonunda. Arkadan fışırdayan ağaçların sesi ve sıcak asfalt kokusu geliyordu. Kalbim yanıyordu, aklım karışıktı. Kimseye bir şey söylemeden uzaklaşabilecek kadar sağlam bacaklarım yoktu. Teleferik kademe kademe inerken, görüp görüp kaybettiğim ışıklar, gemi miydi onlar? Her şey tuzlu, hışır hışır yalnızlığım. Kum böceklerinin taşıdığı onca ıvır zıvırdan biri de benim hıçkırığım mı? Deniz kabuklarından yükselen o sesi de unutmadım. Kimse kurtuluşu müjdelemiyor artık. Ağlamayan kemanları daha çok sevdiğimi bu anda fark ediyorum. Öksürüğü dinmeyen bir adama acırken. Göğe tırmanmış gibi bir şehir. Buradan düşersek kesin ölürüz dedi, kendinden çok emin.